ÖĞRENCİDEN

ÖĞRENCİDEN

 

Aşağıdaki şiiri 2013 yılında sevgili öğrencim Rojîn Salman yazmıştı bana. 25 yaşında başladığım öğretmenlik hayatımın ilk ve unutulmaz yılıydı. Rojîn son sınıf öğrencisiydi ve üniversiteyi kazanıp gitmesinden sonra bir daha iletişim kuramadık. Beni yıllar sonra bulmasını istediğim öğrencilerimin başında gelir. Bu yazdığımı okumayacak belki; fakat burada dursun böylece. Rojîn’in el yazısıyla yazdığı şiiriyle veda paragrafının olduğu kâğıdı halen saklıyorum.

Sevgiler.

 

 

 

ÖĞRENCİDEN

 

Karanlık bir gecenin korkunç sokaklarında

Sert haykırışlar ve sessiz çığlıklar

Gökyüzü çok kara ve ürpertici

Senin sert, sonsuz gözlerin

 

Korkmuş, koşmuş soluk soluğa

Issız, yalnız ve derin

Karanlıkta parlayan korkunç bir yıldız

Ama senin yanan ve sonsuz gözlerin

 

Acılar, derin sevgiler ve terk edişler

Acımasız, korkunç, aşağılık yaratıklar

Ama beliren sonsuz bir ışık

Sen ve senin sonsuz gözlerin

 

Rojîn Salman

Görsel Kaynak

ÇOCUKTAN AL HABERİ

ÇOCUKTAN AL HABERİ

 

her şey bir yana

da o kadar içten baba dedi ki çimdeki çocuk

dışımdaki baba bilmedi bilmiyor bilmeyecek

delirmişim ben

de bir delinin kaybedecek şeyleri var mı

yokturda kanım cevap

bir babanın kaybedecek çok şeyi var

ve bir babanın kaybedecek çok şeyi var

içimdeki çocuk ne kaybeder

içimdeki çocuk belki aklını kaybeder

dışımdaki baba yakup gözlerini

muhammed kalbini

dışımdaki baba

 

Adem ŞahinSekte-i Us

Görsel Kaynak

YOKLUĞU VAR EDEN SEN- SEKTE-i US

YOKLUĞU VAR EDEN SEN

 

 

 

ne ağır bir çiledir varlığın ve yokluğun arasında yaşamak senin

 

sana dokunmak

tüm bedenimle dokunmak ve hiç

sanki hiç olmamış gibi

 

otomobil kapılarına koşullanmış kızcağız mı kör

ilgisiz geçen efendiler mi

sanki hiç olmamış gibi

 

gecenin bu saatinde karımın koynunda uyumak yerine

ben neden böyle şeyler düşünürüm

sanki hiç olmamışım gibi

 

gel de şimdi bu şiiri bitir

 

hangi sözcükleri getireyim bin derelerden de

cümleler dizeyim ki benim bu muayyen sıkıntılarımı el aleme açsın

evet el alem çünkü bu şiir bitmedikçe tanışmış sayılmayız

ve muayyen çünkü şiir okuyorsan bildiğin bir şeyler vardır

ne kadar da hoşnutsuz ve huzursuz ve çözümsüz bir gaye değil mi

hayır değil

 

demek istiyorum ki

keşke omzuna kelebeğin biri konsa ve sen farkına varmasan

 

aynı zamanda bakımlar ve zamanlar

zaman zaman orospu bohçası hayatlarımız

müphem ve muhkem kapalılıklara sebep oluyor

sanki hiç olmamış gibi

 

bir varmış bir yokmuş

evvel zaman içinde

kalbur saman içinde

simsiyah bir gezegeni örten

bembeyaz bir gökyüzü varmış

tanrılar o kara gezegeni görmek istemiyormuş

 

şimdi ben varlık ve yokluk arasında böylece kıvranırken

sen kim bilir hangi tanrıçayı akşam yemeğine götürmüşsündür

 

Adem ŞAHİN

Sekte-i Us

SEKTE-i US [UMURUNDA BİLE DEĞİL]

UMURUNDA BİLE DEĞİL

 

 

kar

dökülüyor

su

beynimin suyu

içinde köpekler havlıyor beynimin

kafam sağa düşünce gördüm

oradaydın ve köpeklerim havlıyordu kafamda

içinde su vardı

 

maviydi su

gök de mavi

her yer mavi

kar beyaz

 

bu yağan karsa ben neredeyim

neden bu kadar sıcak

neden mavi değilsin

dedim

 

kar konuşmadı

kar konuşmayınca

etrafıma baktım

kimse yoktu

ama sen vardın sanki

 

suyun kafamdaki sesi gözlerimi kararttı

gözlerim kararınca tanrıyı gördüm

sonra

sonra dedim ki allahım

kurban olduğum

bence artık kendini göstermelisin

gülümsedi

o gülümseyince

dedim bunun duyguları var

 

sonra birden köpekler yine havladı

her yer siyahtı

kar beyaz

dedim a tanrım yukarılara bağırdım

insanlar artık seni takmıyor

karar senin

hiçbir şey olmadı

 

su çalkalanıyordu kafamda

başım ağrıyordu

köpekler havlıyor

sen hem vardın hem yok

her yer bir mavi bir siyah

tanrı gülümsüyordu

 

 

Adem ŞAHİN  Sekte-i Us

GÜVENDİĞİM KARLARA DAĞ YAĞDI

GÜVENDİĞİM KARLARA DAĞ YAĞDI

 

 

“Kelebekler uçuşsun.” dedi bir kız çocuğu, elinde hasta bir çiçekle. “Çiçeğimin iyileşmesi gerek. Ellerime kelebekler konsun ki tanrım, çiçeğim canlanıversin.”

Kızcağıza göklerden kelebekler yağmur oldu ve çiçekler açtı her yerde. Dans ile eşlik etti küçük kız kelebeklerle doğaya. Zaman hızlı geçti. Hızlı geçiyordu zaman çünkü kız çok mutluydu. Sonra bir şiir koptu göklerden ve dedi ki:

> “güzel şeyler söyle bana

adımlarımı küçültüyorum, çabuk ol

güzel şeyler söyle”

 

Tekrar etti @yesimeren. Elinde en güzel tablolar için erimeye hazır boyalarla şiire kucak açarak. Şiir, önce @yesimeren’in sonra @sudefteri’nin yanağına birer öpücük bırakıp geldiği yere, tanrının dudaklarına, uçtu. Ortadan kaybolurken @sudefteri sonsuza kadar açtı defterini ve @yesimeren ile @baycan deftere milyonlarca su @damla’cığı ile milyonlarca şiir yazdı. Tanrıya müteşekkir üç kız çocuğu doğayı şenlendiriyordu.

 

Bir başka şiir dökülüverdi @tahirozgen’in kucağına karların hükmettiği Ağrı Dağın’da:

> “bembeyaz  kar içinde kocaman ağaçlar

ağaçların içinde saklı bir evcik

evciğin içinde boşluk

boşluğun içinde karanlık

karanlığın içinde soğuk

soğuğun içinde çığlıklar

çığlıkları duyan sislerin arasında bir dağ

dağın tepe yerinde ben

beyaz karlar içinde kocaman ağaçlar

ağaçların içinde ben

içimde boşluk

boşluğumun içinde karanlık

karanlığımın içinde soğuk

soğuğumun içinde ağlayışlar çığlıklar

çığlıkları duyan sislerin içinde sen

tam kalbinde bir ölü”

 

“Biz ahmaklar olduk asırlarca.” dedi @avina: “Kalbimizde ölüler taşıyoruz ve bu, bize hiç dokunmuyor mu?”

Boynuna sardığı kemanıyla gelen bir kız çocuğu doğayı uykulara gönderirken @doctorbishop, doktrinler savıyordu çevresine:

 

>  “bir şeyler oluyor kafamda

bir şeyler değişiyor besmele çekiyorum

besmele çekiyorum allah bana yaklaşıyor

o bana yaklaştıkça ben senden uzaklaşıyorum

çiçekler

 

çiçekler konuyor üzerime besmele çekiyorlar

besmele çekiyorlar şeytan beni rahatsız ediyor

o beni rahatsız ettikçe ben sana yaklaşıyorum

keman

 

keman diyor ki ağla

ben şaşırıyorum keman konuşuyor

aşk kızarmış

bir giriyor keman bir daha

tanrılar kopuyor göklerden

her yer tanrı oluyor her yer

kılıçlar

 

kılıçlar aman allahım kılıçlar kalkıyor

birileri ağlıyor birileri tekbir

birileri besmele çekiyor

uzuyor uzadıkça uzum

dur

 

dur usum dur kurban olayım dur

kaçma besmele çekiyorum”

 

Kız çocuğu, kemanını yere bırakıp ellerini göklere uzatarak bir parça toprak koparıyor cennet-i âlâdan: “Benim adım @damla! Seni baştan yaratıyorum ey @anadolu!” diyordu. Hayretler içinde izleyenler hep bir ağızdan dualar gönderiyordu @damla’ya. İnsanlar yeni @anadolu’yu yeniden yurt edinirken gözyaşları içindeydi. Mutluydular; çocuklar kurtarıyordu memleketi.

Gözyaşlarını tutamayan hasut @sahinadm, şiirlerin çirkinliğine rağmen olanlara hayret ediyordu. Ağlıyordu; kaybetmişti çünkü. Çıkardı cebinden bir şiir de o okudu:

 

 “bir bukalemun bir bukalemuna bre bukalemun

gel kamufle olalım bak flamingo demiş

bir flamingo bir flamingoya bre flamingo

gel bak bukalemun demiş”

 

Okumaya devam et “GÜVENDİĞİM KARLARA DAĞ YAĞDI”

Sekte-i Us – TANRISIZ BİR HAYATA HAYIR

TANRISIZ BİR HAYATA HAYIR

kediler de güzeldir

uçamadıkları kadar güzeldir kediler

memeleri dışarılara sarkan o uzun bacaklı kediler

o titrek sesli arabesk korolar yapan kediler

ne kadar da titreksiniz

bir bakıma yamyam bir bakıma olasılıksız

 

bakım bakımdır hayatlar

dikenli taçlarla doğan

sivri tabirleriyle

bir bakıma

 

tanrısız bir hayata hayır

manson sebepsiz değildir

kafasını duvarlara sokan kadın sebepsiz değildir

sirenler

deccal

ve dahi şeytan

gerçek bir dahi

bakım bakımdır hayatlar

 

bir bakıma ben bir bakıma tanrılar ve bir başka bir bakıma da şeytanlar

biz böyle şiirler yazamaya devam edersek dostlarım

adımıza marşlar çalınacak esfeli safilinde

bambaşka bir hayatta

bir adamın avucunda küçücük insanlar yaşıyor

her buluşmaları ayrı bir hayret

bir bakıma yosun tutmuş kadınlar

bakım bakımdır hayatlar

 

beni yarattığında çatlayabileceğimi düşünmedi hiç

oradaydım ben

ne kadar da çatlıyoruz biz hayatlar

 

bir bakıma alemler

yine kök salmış kadınlar görüyorum

biliyor musun ben şiir yazmaya çalışırken

hayır bunu söyleyemem

sonra görüşelim mi

Adem Şahin – Sekte-i Us

Görsel Link

Sekte-i Us – TANRIM NE KADAR DA AĞAÇ

TANRIM NE KADAR DA AĞAÇ

şimdi durduk yere bir şeyler değiştirmek istiyorum

bütün kitaplar

kitaplar sen

çıplak bacaklarınla uzandığın kanepe

okuduğun her kelime seni anlatacak

odanı dolduran ay ışığı

sokak lambaları yansın ya da yanmasın

yüzüme vuran kar taneleri

tüm nağmelerle beraber anılar

anıların tümü

sapphonun kahlonun anıları

bir o kadar da dalinin kafası

bregoviç sana bir baksaymış

nitzschenin migreni

mathildanın tertemiz aşkı

ademin ilk karısı havvanın son cezası

yıkık dökük yâkup sen olsaymışsın

 

ormanların derinlerinden yükseklerine

güneşinden sisine

her şeyinden her şeyine sen

azabımın vicdanı sen sirenlerle şahlansaymışsın

necronomiconun esrarı sende aşikâr

delinin biri kuyuya taş filan atmamış

yollarına dökülen yapraklar da

o yollarda yürüyen yürümeyen

çocuklar

babalar

serkeşler

orospular da sen olsaymışsın

 

birbirinden kopuk yazılan şu terlemiş satırlar

beni sırtüstü düşüren bakışların

 

ölseymişsin her kemanda

bir o kadar da dudaklarından kanyonlar patlayıverseymiş

her kanyonun içinden de ağzında birer azraille

kafkalar hücum etse dünyaya senin yüzünden

 

demek istiyorum ki

memelerinin arasından şelaleler yıkılıyor görmüyor musun

 

SEKTE-i US – SONSUZA KADAR SENİN OLABİLİRİM

SONSUZA KADAR SENİN OLABİLİRİM

gözlerinden okuyabiliyorum

görebiliyorum nehirlerin her sayfasını

yavaşça uzaklaşan annenin kucağındaki taşları

kafandaki güvercini papağanı

balıkları ve çiçekleri

 

anlaşılmaz bir şarkı oluyor değil mi bu

olsun

ben yine de görebiliyorum

 

korkumu çekimserliğimi

bedenimdeki çizikleri

ellerimin kirini

kar tanelerini

güzel çizimli saçları

kimi yarım bırakılmış

kimi sonradan tamamlanmış şiirleri

nuhun gemisinden inen çiftleri

o gemi senin avucuna konmadı mı ki

böyle çığlıklardasın

 

anlaşılmaz bir şarkı oluyor

olsun

ben yine de her bir notayı şarkılarda

her bir dizeyi şiirlerde

seni parmak uçlarımda görebiliyorum

görebiliyorum

 

iki kadın nuhun son konuşmasını beklemiyor

ve bir adam için defin malzemeleri hazırlanmış bile

bir kız çocuğu uzun bacalı evler inşa ediyor

bir oğlanın ise büsbütün fikirleri dışarılarda

 

tanrılar nuh için birkaç tane ay çiziyor gökyüzüne kıpkırmızı

ne geceler bilindik ne de kış manzaraları

 

anlaşılmıyor farkındayım

olsun

ben yine de gözyaşlarımı tutmuyorum

sesimin titremesine izin veriyorum

Adem Şahin Sekte-i Us